Marka İncelemeleri 3: Koton

Bir süredir bu seride bir şeyler yazmamışım. Daha önce LC Waikiki ve Mavi’yi incelemiştim. Üçüncü yazı için yine ülkenin birçok ilinde ilçesinde mağazası bulunan, hepimizin de tanıdığı bir marka olarak Koton’u seçtim. Daha önce çalışanların şikayetleri ve usulsüz işten çıkarmalarla gündeme geldiğinde de Koton hakkında bir yazı yazmıştım, buradan ulaşabilirsiniz.

Öncelikle marka, 1988 yılında İstanbul’da Yılmaz Yılmaz ve Gülden Yılmaz tarafından kurulmuş. Çift, ihraç fazlası ürünleri satmak için kurdukları dükkan çok iyi iş yapınca kendi mesleklerinden (subay ve öğretmen) ayrılıp tam zamanlı olarak bu işi yapmaya başlamışlar. 1995’te kendi ürünlerini üretmeye başlayan marka 1996’da ilk yurtdışı mağazasını açmış. Sonrasında hem ülke içinde hem de dünyanın farklı yerlerinde sürekli artan mağaza sayısı ve ürün çeşitliliği ile bugünkü tanınırlığını kazanmış. Koton’un %50 hissesi 2012 yılında Hollanda merkezli Nemo Apparel BV’ye satılmış. Bugün yurtdışında 203, yurtiçinde ise 300’den fazla mağazası; toplam 10.000’den fazla çalışanı var.

Çevresel Etki

Çevresel politikalar konusunda açık beyanları sınırlı olduğu ve yöneticilerin açıklamalarında bu konudan öncelikli olarak bahsedilmediği için bilgimiz yetersiz. Su başta olmak üzere kullanılan doğal kaynakların nasıl yenilendiği, üretimde artan kumaşların ne olduğu, boyamada kullanılan maddelerin insan ve çevre sağlığına ne gibi etkileri olduğunu öğrenmek pek mümkün değil. Bu konularda çok açık ve ayrıntılı bilgi vermediklerinde markalar sadece göz boyuyorlar kaldı ki Koton hakkında bu kadarını bile öğrenmek mümkün değil.

Çevreye etki konusunda önemli bir husus Koton’un üretiminin büyük çoğunluğunu Türkiye’de yapıyor olması. Yerel üretim ülke içindeki mağazalar açısından nakliyat sürecindeki çevresel zararın uzak bir ülkeden getirilmesine göre çok daha az olması konusunda umut veriyor. Öte yandan mağazalarının neredeyse yarısı yurtdışında olduğu için nakliyat konusunun çevre açısından maliyeti nedir bilmiyoruz.

Çalışma Koşulları

Koton, daha önce sosyal medya beğenileri ya da sendikalı olmak gibi sebeplerle işçi çıkarmalar yapmıştı. Bunun karşılığında işçiler direnişe geçmiş, markayı boykot eden kullanıcılar olmuştu. Bu konuda “Koton’da Neler Oluyor?” yazısında bunları anlatmıştım. Çalışanları o koşullarda çalışmaya mecbur etmeleri mi, eleştiriye dayanamayıp sosyal medya beğenisini açıkça sebep gösterip işten çıkarmaları mı yoksa anayasal bir hak olan sendikalaşma hakkını gasp etmeleri mi daha kötü bilemiyorum. Koton’un bu anlamda adını temize çıkardığını söylemek güç.

Koton bir hızlı moda markası. Sürekli değişen trendler, fiyatların ne olursa olsun düşük tutulması ve hızlı üretim hızlı modanın temel özellikleri arasında ve Koton da bu konulara önem veriyor. Gülden Yılmaz 2018’te verdiği bir röportajda hızlı üretim konusunda dünyadaki rakipleriyle aynı performansa sahip olduklarını ve daha çok hızlanmaları için endüstrinin de hızlanması gerektiğini söylüyor. Yine aynı röportajda maliyet artışlarını fiyatlara yansıtmama hususunda çaba harcadıklarını söylüyor. Oysa maddenin doğası gereği artan maliyetin (özellikle sürekli ciro artırma hedefi olan bir hızlı moda markasının) bir yerden ya da birilerinden çıkarılması gerekir. Ne yazık ki bu röportajda Gülden Hanım bu fedakarlığın şirketin patronları tarafından yapıldığını söylemediğine, ünlü isimlerle reklam kampanyaları devam ettiğine göre ve yıllardır çalışanların dile getirdiği şikayetleri de düşününce bedeli ödeyenlerin kim olduğunu tahmin etmek zor değil.

Özetle

Bir hızlı moda markası olarak Koton olumsuz önyargılarla araştırdığım bir marka oldu. Sonuçta fikrim değişti mi derseniz hayır. Klasik ekonomik anlamda ne yapmaları beklenirse onu yapıyorlar: daha çok daha daha çok satış ve hesabı mümkün olmayacak kadar çok gelir. Bunu yaparken çalışan hakları gözetilmediği gibi çevreye etkilerini de öncelikle olarak mesele etmiyorlar. Dikkat çeken bir yanları kadın istihdamını yüksek tutmaları. Ancak bu konuda sadece orana bakmak yanıltıcı, kadınların hangi kademelerde istihdam edildiğine de bakmalıyız. Yurtdışındaki şirketlerinin yöneticilerinin çoğunluğunun kadın olduğunu belirtiyorlar, umarım öyledir, umarım Türkiye’de de benzer bir duruma gelirler, umarım eşit işe eşit ücret prensibine uygun bir maaşlandırma politikaları da vardır.

Koton’un müthiş bir üretim kapasitesi ve pazar payı var. İyi yönde atacağı adımların çok ciddi etkileri olacaktır ve belki de o zaman gerçekten öncü bir marka olma misyonunu gerçekleştirebilirler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s