Bakterilerin moda sektörünün yarattığı su kirliliğini azaltması mümkün mü?

2013 yılında Cambridge Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı Nepal’daki Katmandu Vadisi’nde bölgedeki suların kirliliğini ölçen bir araç geliştirmek için çalışıyorlardı.

Temel su kaynağı olarak aşırı kirlenmiş dere ve nehirlere bağımlı olan bölge halkıyla konuştuklarında, tekstil fabrikalarının atıklarının su yollarını kirlettiğini öğrendiler.

Araştırmacılardan Orr Yarkoni bunu duyduklarında şok olduklarını söylüyor.

Grup daha sonra suyu analiz ediyor ve halkın söyledikleriyle uyumlu bulgular elde ediyorlar, en tehlikeli kimyasalların tekstil endüstrisinden geldiğini de görüyorlar.

Nepal dünyanın su kaynakları bakımından en zengin ülkelerinden ancak su kirliliği de ülkede ciddi bir sorun. Nüfusun %85’i güvenli ve temiz içme suyuna erişmekte sorun yaşıyor.

Yarkoni, “Bu çağda hiçbir insan içecek temiz su bulamama durumuyla karşılaşmamalı.” diyor ve ekliyor:

“Kirliliğin çoğunun kıyafetlerimizi boyamak gibi basit şeylerin sonucu olduğunu görünce bunun daha iyi bir yolu olmalı diye düşündük.”

Aradan 3 sene geçti ve bu düşünce Yarkoni ve Cambridge’ten 2 iş arkadaşının gezegene zarar vermeyen yeni bir kıyafet boyama yöntemi bulmalarına ve Colorifix’i kurmalarını sağladı. Yarkoni’ye kullandıkları teknolojinin zehirli kimyasallara duyulan ihtiyacı ortadan kaldıracağını düşünüyor. Ayrıca bu yöntemle, geleneksel yöntemlere kıyasla %90 daha az su ve %40 daha az enerji harcamak mümkün.

Photo by Engin Akyurt on Pexels.com

Mor Boya

İnsanlar, yıllardır kumaş boyamak için doğal boyalar kullandılar.

Sonra 1856’da, kimyacı William Henry Perkin talihsiz bir kaza geçirdi.

Perkin, sıtma ilacı yapmaya çalışırken şans eseri ilk sentetik boyayı yaptı: kıyafete kolaylıkla geçebilen canlı bir mor madde.

Bu olay sentetik boya ihtimalleri konusunda öncü oldu ve moda dünyasında bir devrim yarattı. Ancak aynı zamanda birçok çevresel sorunu de beraberinde getirdi.

Bugün boya endüstrisi 8000’den fazla kimyasal kullanıyor ve bunların birçoğu sülfür, arsenik ve formaldehit gibi doğaya ve insan sağlığına zararlı maddeler.

Dünyanın kıyafetlerinin büyük bir bölümünü üreten daha az gelişmiş Asya ülkelerindeki zayıf düzenlemeler sonucunda birçok üretici firma kullandığı zehirli atıkları suya bırakıyor. Bu çok geniş bir boyutta yaşanıyor. Boyama aşamasında kullanılan yıllık su miktarı 2 milyon adet olimpik yüzme havuzunu doldurmaya yetebilir. Bu boyama endüstrisini çevreye en zararlılardan biri ve küresel boyutta su kirliliğinin beşte birinin kaynağı yapıyor.

Mikroskobik sonuçlar bulmak

Orr ve ekibinin Nepal’deki su kirliliğini test etmek için geliştirdiği cihaz, tehlikeli kimyasallara maruz kaldığında renk değiştiren genetiği değiştirilmiş bakteriler kullandı.

O ve iş ortakları bakterinin renk değiştirebilme becerisini kendi boyama yeniliklerinde kullanmaya karar verdiler.

Norwich, İngiltere merkezli Colorifix, doğanın baskı yönteminden ilham alan bir yöntemle boya üretiyor. Bu teknolojinin doğal boyama yöntemlerinden farkı da bitkilerden ya da hayvanlardan doğrudan boya pigmentleri almıyor oluşu. Bunun yerine bir organizmada rengi kodlayan “DNA Mesajı”nı eşleyerek bir bakıma doğanın yaptığı süreci laboratuvar ortamında kopyalıyorlar.

Yarkoni; bitkilerden, yusufçuklardan ve gorillerden alınan genetik kod ve bilimsel çalışmalardan elde edilen DNA bilgilerini kullanarak pigment yaptıklarını söylüyor ve “Hayvanları rahatsız etmeyi sevmiyoruz” diye ekliyor.

Colorifix, biyoteknoloji kullarak boya üreten ilk girişim değil. Alman-İsrail firması Algalife da alg yetiştirerek boya üretiyor. Fransız girişimi Pili de Colorifix’e benzer bir fermantasyon yöntemini kullanıyor. CEO Jeremie Blache, Pili’nin henüz deneme aşamasında olmasına rağmen, geleneksel boyama yöntemlerine göre% 80 daha az su kullanması ve %90 daha az karbon emisyonu üretmesinin öngörüldüğünü söylüyor.

Yarkoni’nin belirttiği faydalardan biri de kullandıkları yöntemle, sektörün yarattığı karbon ayak izinin önemli bir payını oluşturan ulaşım kirliliğinin ortadan kalkması olacak.

*Bu yazı cnn.com’dan alınıp çevrilmiştir. Yazının orijinal haline buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s