Kolombiya’dan Türkiye’ye, Atrato’dan Ergene’ye: Bir Nehrin Hakları

“Nehir hakları mı? İnsanlar hayvanlar bitti şimdi de nehirlere, denizlere mi hak sırası geldi?” diye soruların geldiğini duyar gibiyim. Oysa haklar arasında böyle bir sıralama yapmak ve en tepeye insanlar olarak kendimizi koymanın sonuçları ortada ve tam da bu yüzden evet doğanın da hakları olur.

Çevre ve iklim krizine dair öğrendiğim ne varsa, kendimce ne yapıyorsam doğayı korumak, dünyayı kurtarmak içindi. Bu kahraman olma hayalleri hepimizde mi var, coğrafyanın getirdiği bir şey mi acaba? Oysa artık yeni yeni bir şeyin farkına varıyorum. Dünyanın bizim onu kurtarmamıza değil rahat bırakmamıza ihtiyacı var, çok uzun zamandır üstelik.

2 sene önce “Çevre Bilimlerine Giriş” diye bir ders almıştım okulda. Bir derste hocamız “İnsanları ekosistemden alsak hiçbir şey değişmez, dünyanın dengesi filan bozulmaz” demişti. O zaman bunu duyduğumda çok dramatik bir yerden hak vermiştim. Bugün kendimi çok daha bilinçli hissediyorum ve böyle bir yıkım aracı olmaktan yüzüm kızararak daha çok hak veriyorum. Türcülüğün ve antroposentrik yaklaşımlarımızın – dünyayı nereye getirdiğini sırf şu havanın dayanılmaz sıcaklığından bile anlıyorsunuzdur. 2016’dan sonra tarihteki en sıcak ikinci yazı yaşamamız bekleniyordu, yaşanıyor.

Gelelim konumuza, Atrato ve Ergene Nehirleri. Öncelikle hukukta özne kimdir, doğa hakları nelerdir, insan olmayanların yasal hakları insanlar tarafından oluşturulan yasal sistemler içinde nasıl temsil edilir tartışmaları beni aşan bir derinlikte yapılıyor. Bu derece hukuk ve hukuk felsefesi bilgim yok. Sadece bu konuda öğrendiklerimi biraz kendi çalışma alanlarım üzerinden yorumlamak istiyorum.

Kolombiya’da yer alan Atrato Nehri; nehir yatağının tahribatı, geniş ölçekli madencilik faaliyetleri, endüstriyel tarama aletleri ve kazı çalışmalarının etkileri gibi sorunlarla boğuşmaktaydı. Buna karşı 2015 yılında Kolombiyalı bir STK Tierra Digna, Atrato Nehri’ni ve havzasında yaşayan insanları savunmak için bir dava açtı. Halkın içme suyu kirletiliyordu, balıkların yaşam alanı tehdit altındaydı.

Bu davanın sonucunda Atrato’ya yasal haklar tanındı. Atrato, bu bağlamda ilk örnek de değil. Hindistan’da, Yeni Zelanda’da, Bolivya ve Ekvador’da da buna benzer örnekler var. Şunu belirtmem gerek ki Atrato Vakası’nda ve belki diğerlerinde de tanınan hakların -koruma ve bakım temelli- doğaya bir hukuk öznesi olduğu için mi yoksa insanlara sağladıkları faydalar bakımından mı verildiği konusunda farklı görüşler de var. Doğa hakları yerini buldu gibi bir sonuca varmak için erken olabilir. Öte yandan ben bu hakların tanınmasına, insanlara zararı kadar -ki bunun önemini elbette inkar edemem- nehrin getirildiği durumun da insan kaynaklı olmasından yola çıkarak dikkat ediyorum.

Kaynak: corumhaber.net

Nehirlerden bahsederken kendi sınırlarımız içinde simsiyah akan Ergene Nehri’ni hatırlamamak mümkün mü peki? 1980’lerin başında (tarih itibariyle yapısal uyum, neoliberal politikalar, pazar serbestliği vs) İstanbul ve çevresinde yer alan deri, tekstil, kozmetik, plastik fabrikaları bu bölgeye taşındı. Organize Sanayi Bölgesi kapsamında bölgede 2.600 sanayi tesisi, yıllardır atıklarını Ergene Nehri’ne boşaltıyor. Bir de buna kaya gazı sondajları, enerji santralleri, çimento fabrikaları ekleniyor.

Ergene Nehri’nin Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne sınırları içerisindeki havzasında 1 milyondan fazla kişi yaşıyor. Nehirden alınan su örnekleri incelediğinde, içinde 1000’den fazla kanserojen ve ağır metaller tespit edilmiş. Bölgede yaşayan insanlar arasında kanser vakaları çok fazla , bu hastalarda en ağır kanserojen olarak bilinen kadmiyum oranlarının ise normalin 3 katı kadar olduğu belirlenmiş.

Bu mesele ara ara gündeme geliyor, mecliste önergeler veriliyor, kirlilik son bulacak haberleri çıkıyor. Bunlar içinde belki de en somut sonuçları olan pandemi dönemindeki mecburi yavaşlama. Namık Kemal Üniversitesi’nden Hakan Tecer, bu dönemde nehri kirleten endüstriyel atıkların yüzde 54 azaldığını belirtmiş. Trakya Platformu ise gözle görülür bir değişiklik olmadığını ve hala köpük şeklinde kimyasalın akmaya devam ettiğini söylüyor.

Ergene Nehri’ne yapılanlar kabul edilebilir gibi değil. Sürdürülebilir de değil. Doğaya herkesin verdiği zararın bir olmadığını ve en başta sanayi kuruluşlarının değişmesi gerektiğine örnek. Bir fabrikanın yarattığı zararı bireysel çabalarla atılan küçük adımların telafi edebilmesi zaten mümkün değil ve mümkün olmadığı gibi umut kırıcı. Oysa en başta bireyler, fabrikalarda çalışanlar ve etrafında yaşayan canlılar zarar görüyor. Tek başına değil örgütlü çabaları desteklemek belki daha somut çıktılar getirebilir, en azından bundan sonrası için.

Ancak bunun ötesinde doğayı konumlandırdığımız yerin üzerine daha ince tartışmaların da zamanı gelmiş gibi görünüyor. Yıktığımız hızda geri toparlayamıyoruz. Genelde de böyle olur. Uzun çabalarla var edilen şeyler bir anda yerle bir edilebilir. İnsanlar olarak inançlarımızı, üretim ve tüketim alışkanlıklarımızı acilen gözden geçirmeliyiz. Ekosistemin diğer parçalarına verdiğimiz zarar ortada. Pandemi döneminde biz biraz yavaşlayınca dünyanın nasıl toparladığını gördük ama her şeyin de telafisi öyle umduğumuz gibi kolay olmadı.

Ben iyimserlik çıkaramıyorum bu yaşananlardan. Kendi yarattığımız bataklık bizi de yutuyordu, şimdilik biraz kaçabildik. Bizim çok daha kapsamlı bir değişime ihtiyacımız var. Ve bunun da -yeniden bir başka türcülük hiyerarşisi yaratmadan- temel varsayımlarımızı, doğa ve hayvanların haklarını gündeme almadan olması pek mümkün değil.

Yararlandığım ve sizlerin de ulaşabileceği bazı kaynaklar:

Bu yazıyı beğendiyseniz, bloğu takip ediyorsanız ama yetmiyorsa daha güncel paylaşımlar için Instagram hesabımıza da göz atabilirsiniz. Günlük ve çok dilli paylaşımlarımızla geri döndük!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s