ZARA: Beterin Beteri

Sorumlu moda tüketimi yolunda hepimiz kendince deniyor, elinden geleni yapıyoruz. Ben, çizgilerimi olabildiğince net çizerken şartlara uyum sağlamaya da çalışıyorum çünkü sürekli sorgulamalar ve düşünceler içinde hiçbir hayat biçimi sürdürülebilir olmuyor. O yüzden bu yazıyı okuyanlara da, bu bloğa yolu düşenlere de bu konuda yargılanmadıklarını hatırlatmak isterim. Ben de olabildiğince deniyorum ve hızlı moda felsefesiyle iş yapan birçok markadan uzak duruyorum. Son zamanlarda ise şunu fark ediyorum ki hepsinin içinde biri beni özellikle rahatsız ediyor: ZARA. Aslında Inditex grubundan genel olarak uzak durmayı başarıyorum ama sosyal medyada görünce hepsinden çok beni Zara önerileri rahatsız ediyor ve bunun üzerine biraz kafa yordum. O zaman sizinle de paylaşmalıyım.

1- Her Kötülüğün Başı Olmaları, Hızlı Moda Açısından

Hızlı modanın en büyük özelliği sürekli değişen trendler ve tüketiciye trend olma-olmama durumunu pompalıyor olması. Bir zamanlar olan mevsime göre giyim trendlerinin/şeklinin değişmesiyken Zara’nın öncülüğünde haftalık trend değişimlerine dönüştü. 52 hafta 52 sezon. Aldığınız şeyi giyemeden ya da bir kere giydikten sonra çoktan trend değişmiş oluyor. Bugün sosyal medyada gördüğünüz sürekli alışverişler, bir kere giyilince ortadan kaybolan kıyafetler ve tüm bunların normalleşmesi Zara sayesinde başladı diyebiliriz ve bugün de en çok onların sayelerinde sürüyor. Buna rağmen sadece hızlı modadan ekmek yiyenlerin değil, stil danışmanlığı yapanların bile hala inatla Zara’dan ürün önerileri, indirim haberleri vermeleri bence çok rahatsız edici.

Öneri: Overdressed: The Shockingly High Cost of Cheap Fashion

2- Fiyat Etiketleri

Sürdürülebilir modadan bahsettiğimde, küçük moda üreticilerini önerdiğimde mutlaka duyduğum bir argüman pahalılıkları hakkında oluyor. Evet, haksız bir yorum değil. Daha kısa üretim zinciri ve daha insani çalışma koşulları etikete yansır. Ama gerçekten hızlı moda her zaman en ucuz seçenek mi? Ucuzsa kimse bedel ödemiyor anlamına mı gelir? Bu argümanın ahlaki eksikliği bir yana bir de gerçekten sayısal olarak doğru olup olmadığına bakalım. Örnek olarak yaz için bir keten elbise almak istediğinizi düşünelim. Size iki seçenek sunacağım.

Yukarıda %100 keten iki elbise var. Birincisi Zara’dan, açıklamaya ihtiyaç yok. İkinci elbise ise yavaş, sürdürülebilir ve kapsayıcılık ilkesiyle çalışan küçük bir işletme olan Atölye Ren‘den. İlk elbisenin fiyatı 329,95 tl iken ikinci elbise 280 tl. Hızlı modadan vazgeçememe sebebiniz fiyatlarsa Zara’yı tercih etmeniz gerçekten anlamsız. Bu fiyatların ikisi de size yüksek gelebilir, iki markayı da değil daha uygun fiyatlı alternatifleri arıyor olabilirsiniz. İkinci el tercih etmek istemeyebilirsiniz. Bunların hepsi anlaşılabilir. Her mesele gibi yavaş modada da kesişimsellikler bambaşka yaklaşımlar getiriyor. Ama “pahalılık” argümanını kullanıp Zara’ya yönelmek? Şunu düşünmek gerekiyor o parayı neye veriyorsunuz? Çalışanlar gerçekten haklarını alabiliyor mu mesela yoksa milyarder patronları daha milyarder etmeye mi yarıyor sadece?

3- Ve diğer her şey

Zaten uzun ömürlü bir şekilde giyilsin diye yapılmayan bu kıyafetler çok da kaliteli değiller. Dikişleri, tasarımları, insana yaklaşımları hep üstünkörü. Buna rağmen yüksek fiyat etiketlerine sahipler (görece). İnatla stil deyince akıllara gelip köpürtülüyorlar. Sürdürülebilirlikle en yakın ilgileri tanıtım için çıkardıkları “geri dönüştürülmüş plastikten üretilmiş” koleksiyonları filan. Dikkat Yeşil Yıkama! Çok uzun tedarik zincirlerine sahipler ve hangi aşamada hangi çalışanın ne yaşadığı çok da umurlarında değil. “Kötü muamele kabul edilemez” derler ama insani yaşama yetecek bir ücret kimseye ödemezler. Şu araştırmada göründüğü gibi sadece para kazanmakla ilgilenirler. Nokta.

Biraz kişisel ve anlık bir yazı oldu çünkü gerçekten sıkılıyorum. Hızlı moda ve Zara’ya dair tanıtıcı bir yazı değil özellikle benim sinirlendiğim öncelikle noktaları yazmak istedim. Yukarıdakilere ek olarak neler daha ekleyebiliriz! Benim açımdan yavaş moda minimalizmle ilgili olduğu kadar feminizmle de ilgili ve daha fazlasıyla da ilgili. Irkçılık da, çocuk işçiliği de, modern kölelik de, insan ticareti de. Hızlı moda bunların hepsini görünmeden yeniden üretiyor ancak hiçbir sorumluluk almıyor. Ne üretenler ne tüketenler. Hal böyleyken çeşitli savunu hareket ve figürlerinden bu markaların tanıtımını görmek beni üzüyor. Belki de karşısında olduğunuz birçok şeyi günlük alışkanlıklarınızla sürdürüyor ve katkıda bulunuyorsunuz. Herkes yolda ve herkes bir şeyleri eksik yapıyor ama en azından bilinçli olarak hata yapmaya devam etmemeli, sürekli kendimizi daha iyisi konusunda eğitmeliyiz.

NOT: Zara’nın, 1975’te İspanya’da, bir mağaza olarak ilk açıldığında adının Zorba olduğunu, çok yakındaki aynı adlı bir bar bundan rahatsız olunca adının Zara olarak değiştiğini biliyor muydunuz? Ayrıntılı öğrenmek isterseniz buyrunuz.

5 Yorum

  1. Yazı güzel, ellerine sağlık. Ama sonunda nasıl feminizme bağladığını anlayamadım. Hatta bir çok arkadaşımla da paylaşmayı düşünüyordum sonuna gelene kadar.

    Beğen

    1. Yorum için teşekkürler. Tekstil ve hazır giyim dünya genelinde kadın çalışanın çok daha fazla olduğu bir sektör. Bu da ister istemez sektörün sorunlarına toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri açısından da bakmayı gerektiriyor. Isyerinde taciz ve kötü muamele, ücret eşitsizlikleri, ucuz işgücü olarak istihdam edilme vs gibi.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s