Korona Günlerinde Temel Geliri Tartışmak

Yaklaşık 2 hafta önce, Cumhuriyet Gazetesi’nde İpek Özbey’in Guy Standing ile yaptığı bir söyleşi yayınlandı. Tanımayanlar için Guy Standing, bir ekonomi profesörü. Çalışma ekonomisi, yapısal uyum politikaları ve sosyal koruma gibi alanlarda çalışıyor. ILO’da da yıllarca çalışmış ve Dünya Temel Gelir Ağı’nın kurucuları arasında. Temel Gelir ve Prekarya kitapları ise çok sık başvurulan önemli kitapları. Emek, iş, piyasa vb konularda araştırmalar yapıyorsanız, Guy Standing’i kaynakçada görmemeniz imkansız gibi bir şey. Söyleşiyi görünce bu yüzden çok heyecanlandım ve değindiği temel gelir kavramını pandemi koşullarında ben de ele almak istedim.

Temel gelir, kişilere bireysel olarak düzenli ancak koşulsuz yapılan nakit ödemeleridir. Vatandaşlık geliri olarak geçer kavram çünkü bu ödeme bir kişiye sadece o ülkenin vatandaşı olması sebebiyle verilir. Dünya Temel Gelir Ağı’nın tanımladığı şekliyle temel gelirin en önemli 5 özelliği vardır:

  1. Düzenli: Ödeme aralıkları düzenli olmalıdır.
  2. Nakit ödeme: Kupon ya da gıda yardımı şeklinde olmamalıdır.
  3. Bireysel: Hane ya da aile başına ödeme yapılmamalıdır.
  4. Evrensel: Herhangi bir ihtiyaç değerlendirmesi olmadan herkese verilmelidir.
  5. Koşulsuz: Çalışıyor olma ya da çalışmaya istekli olma gibi koşullara bağlı olmamalıdır.

Temel gelir, miktar ve sıklık bakımından düzenli verildiğinde temel ihtiyaçları karşılamaya yardımcı olur ve yoksulluğu ortadan kaldırmayı hedefler. Kişinin tam katılımını öngörmeyen “Kısmi Temel Gelir” de vardır ve birazdan vereceğim bazı örnekler bu kategoriye dahil edilebilir.

2010 sonrası bu konudaki aktivizmin yükselişte olduğunu görsek de kavramın tarihi 16. yüzyıla kadar gider. “Yiyecek bulmanın tek yolu çalmaksa hiçbir ceza hırsızları durduramaz.” diyen, Thomas More’un da arkadaşı Juan Luis Vives, 1526’da belediyelerin sınırları içinde yaşayan herkesin asgari geçimlerini sağlama sorumluluğunu yazmıştır. Ona göre, talihini oyunda, kumarda, açgözlülük yüzünden ya da aşırı lükste bozmuş olsa da herkes gıdaya ulaşabilmelidir çünkü kimse açlık nedeniyle ölmeyi hak etmez. Vives, bu önerisiyle daha ahlaklı bir toplum yaratmayı da mümkün görmüştür. Yardım edilen yoksullar çalışmaya istekli olacaktır ve böylece kötü davranışlardan da uzak kalabilirler. Bu düşüncelerdeki dikkate değer bir nokta ise, zenginleri de dahil edilmesidir. Onlar da sadece kendilerine bahşedileni gasp edip vakitlerini boşa harcamamalıdır. Vives’in fikirlerinin, İngiltere’de 1576’da yürürlüğe giren “Yoksulluk Yasası” na ilham verdiği söylenir.

Montesquieu, 1748’te devletin “tüm vatandaşlara yiyecek, kıyafet ve sağlıklarına zarar vermeyen bir yaşam sağlamak” zorunda olduğunu yazmıştır. Fransız İhtilali’nde etkin rol oynayan ancak sonrasında idam edilen Condorcet de ölmeden önce eşitsizlik ve yoksulluğu azaltacak bir sosyal güvenlik sistemi üzerine kafa yormuştur. Onun fikirlerini geliştiren ise Thomas Paine olmuştur. Paine’e göre yeryüzü tüm insanlarındır. Toprak üzerinde üretim yapanlar sadece ürünlerin sahibidir, toprağın değil. Bu sebeple de toplumun geri kalanına bir kira borcu vardır. Charles Fourier ise insanların serbest avlanma, meyve toplama, hayvan yetiştirme gibi doğal haklarının medeniyet tarafından ihlal edildiğini söyler. Tam da bu yüzden medeniyet, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan bireylere borçludur. J. S. Mill de üretimin toplamından bireylerin ihtiyaçlarına bağlı olarak bir ödenek sağlanması önerisini getirmiştir.

20. yüzyılda tartışma yepyeni bir döneme girer, milli gelir ve devlet ödeneği gibi kavramların doğuşuyla kapsamı genişler. Sosyalizm ve anarşizmin avantajlarını birleştiren bir sosyal model tasarlayan Bertrand Russell, bu model içerisinde temel ihtiyaçları karşılamaya yetecek bir gelire de yer vermiştir. İngiltere, ABD ve Hollanda gibi ülkelerde de siyasi parti programlarında yer bulmaya başlar. Bir yandan Almanya ve Fransa’da akademik çevrelerde daha geniş tartışılması ve farklı düşüncelerin birbiriyle etkileşimi derken temel gelir geniş çevrelerce bilinen ve tartışılan bir şeye dönüşür.

Temel gelir uygulamasına dair bazı örneklerden kısaca bahsetmek istiyorum. Alaska’da, 1980’lerden beri petrol gelirlerinin bir bölümü halka dağıtılıyor. Temel gelirin tüm şartlarını sağlamasa da yılda ortalama 650.000 kişi bu gelirlerden yararlanıyor. Brezilya’da, 2004’te temel gelir anayasaya girdi ve şu an en yoksulları kapsayan, henüz tümüne ulaşmayan ve şartlı dağıtılan (aileler için çocuklarını mezun olana kadar okulda tutma gibi) Bolsa Familia fonu uygulanıyor. Anayasal düzenleme yapılırken temel gelirin ilk adımının atıldığı ve uygulamanın aşama aşama genişletileceği söylenmişti. Finlandiya, iki yıl boyunca 2000 işsize 560 Euro ödeyerek bir temel gelir projesi denedi. Sonuçlarla ilgilenenler için yazının sonuna konuyla ilgili haber ve araştırma linklerini bırakıyor olacağım. Ontario, Kanada’da benzeri bir pilot uygulama sürüyor.

Pandemiye karşı en etkin yöntemlerden biri fiziksel mesafeyi korumak olduğu için, çalışanların bu dönemde işten kaçınma haklarını kullanmak istemeleri kadar anlaşılabilir bir şey yok. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre böyle bir hakları var ve bu durumda hakları da kısıtlanamaz. Sokağa çıkmanın yasak olduğu günlerde dahi özel izinlerle çalıştırılmaları ya da işten çıkarmalar yasaklandığı için ücretsiz izne çıkarılmaları gibi yasanın kılıfına uydurulan hak ihlalleri yaşandığını duyuyoruz. Bunları görmek, inatla yanlışa yanlış diyebilmek ve doğrusunu tartışmak zorundayız. Enformel çalışanlar, günlük kazançlarıyla hayatını devam ettirenler içinse çalışmayı bırakmak ya da ücretsiz izin bir seçenek bile değil. Bir seçenek bile olsa, en kişisel olmayan sebeplerle içine düştükleri böylesi bir durumda bedel ödemek zorunda bırakılmaları kabul edilemez.

Bazı ülkeler bu dönemde, vatandaşları için destek programları açıkladı, kayıplarını telafi edeceği teminatını verdi. Pandemi sebebiyle açıklanan özel ekonomik paketler bu yazının konusu değil ancak temel gelire ilişkin bazı gelişmeler de var. Örneğin İspanya, geçici süreli çalışanlar için sağlanan yardımların yanında aylık 440 Euro gibi bir temel gelir üzerinde çalışıyor. Alexandria Ocasio-Cortez, ABD için temel gelir çağrısını sürekli yinelemekte.

Evrensel temel gelir uygulamasını, tembelliğe sevk edecek bir şey olarak görüyorsanız Finlandiya uygulamasını incelemenizi özellikle öneriyorum. Temel gelirin mantığı ve kapsamı, en temel gereksinimlerin karşılanabilmesini öngörür. İhtiyaçlar hiyerarşisinin en altında yer alan yiyecek, barınma gibi temel ihtiyaçların. Kötü çalışma koşullarıyla mücadelede, teknolojik gelişmelerin herkesin yararına olmasında, yetişkin eğitiminde, bölgeler arası eşitsizliklerin giderilmesinde, daha özgür daha eşit bireyler olmamızda büyük faydalar sağlayabilir temel gelir. Korona sonrası dünyada daha da öne çıkmasını umuyorum. İkinci, üçüncü dalgaları beklenen bir salgın hastalıkla mücadele ediyoruz, gelecekte başka salgınlar da bekleniyor. Bu beklenen salgınlar ve henüz farkında olmadığımız başka sorunların ilk olarak en savunmasızları etkilediğini biliyoruz. Yarattığımız dünya düzeninin işlemediğini düşünüyorsanız, daha iyi bir dünya idealinin gerçekleşmesi için temel gelir uygulaması gibi somut adımların atılmasına ihtiyacımız var.

K ve Ötesi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s