Marka İncelemeleri 1: LC Waikiki

Başlarken: Her hafta dolaplarımızda en çok yer kaplayan markaları teker teker ele aldığım bir yazı serisine başlıyorum. Çevreye etki, üretim ve çalışan koşulları gibi temel meseleler etrafında hazır giyim markalarını, kendi açıklamaları üzerinden, değerlendireceğim. Bu fikri ilk düşündüğümde bu markalarla iletişime geçerek çevrimiçi kaynaklarda elde edebileceğimden daha ayrıntılı bilgi almayı düşünmüştüm ancak aslında onların geniş kitlelerle ne kadar şeyi paylaşmayı seçtiklerinin samimiyetleri hakkında da çok şey anlattığı düşüncesiyle bundan vazgeçtim. Kendi açıklamaları ve kamusal alana düşen haberler üzerinden yazacağım.

Image result for lcwaikiki

İlk olarak çeşitli araştırmalara göre Türkiye’nin en samimi, en sevilen giyim markası seçilen, pazarda lider konumda olan LC Waikiki ile başlıyorum. Marka, Rana Plaza felaketi sonrasında emek örgütlerinin talebiyle oluşturulan Bangladeş Bina ve Yangın Güvenliği Anlaşması’nı Türkiye’den imzalayan ilk hazır giyim markası. LC Waikiki* 1985’te Fransa’da tasarımcı George Amoual ve iş ortağının hazır giyim sektörüne girişiyle kurulmuş, 1997’de önceleri markanın yanında dünyaca ünlü markalar için üretim yapan Taha Tekstil tarafından alınmış. Bugün 46 ülkede 958 mağazaları var.

Vizyonlarını “2023 yılına kadar Avrupa’nın en başarılı üç giyim perakendecisinden biri olmak” olarak açıklayan marka temel ilkelerini şöyle sıralamakta: çalışan, müşteri, tedarikçi memnuniyeti, sosyal sorumluluk, sürdürülebilirlik.

Çevresel Etki

LC Waikiki, sürdürülebilirliği temel ilkelerinden biri olarak gösteriyor, bir ekoloji politikaları ve bu kapsamda belli taahhütleri, aldıkları aksiyonlar da var. Kumaşların özellikleri ve kullanıcılar üzerindeki etkilerini anlamak için Türkiye, Çin ve Bangladeş’te kurdukları laboratuvarlarda günde ortalama 4.500 adet potansiyel zararlı kimyasallar için ekolojik testler yapıyorlar. Ekolojik testlerin yanında farklı amaçlara yönelik kalite testleri yapıyorlar. Kumaşların renk değişim ve lekelenme özelliklerini içeren renk dayanımlarını belirlemek için haslık testleri, fiziksel performans testleri ve ürünlerin elyaf içeriğini anlamaya ve bakımına yönelik elyaf analiz testleri yapıyorlar.

Kumaş ve kimyasal testlerine ek olarak kullanılan doğal kaynaklar, üretilen atıklar ve dahası bir hazır giyim markasının çevresel etkisine bakılırken göz önüne alınmalı, özellikle de moda endüstrisinin dünyayı en çok kirleten ikinci endüstri olduğunu düşününce. LC Waikiki, yeni yayınladığı Ekoloji Uyumlandırma el kitabında Greenpeace hedeflerine de değiniyor.

Kullandıkları kaynakların azaltılması yönünde iyileştirmeler yapmak, kullanılan kaynakların yerine yenisini katmak üzere yeni iş modelleri oluşturmayı planlıyorlar. Yenilenmiş ve geliştirilmiş ekolojik ilkeleriyle yeni bir değer sistemi oluşturmak amacındalar ve tüm tedarikçilerinin buna uygun hareket etmesini bekliyorlar.

Eksik kalanlar: Mesela enerji kaynaklarından bahsederken bu kaynakların niteliğine çok az ve yüzeysel değiniliyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik çalışmaların ne boyutta olduğu, tedarikçilerin bulunduğu ülkelerin yerel mevzuatlarının meseleye nasıl yaklaştığı bilinmiyor. Bir diğer konu ise hayvansal kaynaklı maddelerin kullanımına dair. Kürk, deri, yün, angora ve diğeri materyal kullanımı var mı, ne şekilde elde ediliyor? Dahası, üretim yapılan yerlerdeki ekosisteme yönelik başka tehditler oluşuyor mu? Geri dönüştürülmüş materyaller örneğin plastik şişelerden yapılan koleksiyonlar üzerine çalışılıyor mu?

İşçi Hakları ve Çalışma Koşulları

Bu konudaki duruşları hakkında bilgi edinmek için ilk bakacağımız yer kendi yayınladıkları tedarikçi kuralları metni.

Yukarıdaki bölüm markanın tedarikçi kuralları metninden alındı. Biraz açacak olursak, tedarikçilerinden ticari faaliyetlerde dürüstlük, çocuk işçi çalıştırmama, zorla çalıştırmama, ayrımcılık yapmama , insanlık dışı muamelede bulunmama ve özellikle önemli olan örgütlenme ve toplu sözleşme hakkının engellenmemesi gibi beklentileri var. Metinde bina, yangın, elektrik güvenliği gibi konulara da değiniliyor, resmi raporlar, periyodik bakım ve kontrollere de. Bu ilkelere uygun hareket etmeyen tedarikçilerle çalışmanın sonlandırılabileceği son not düşülmüş. Kıymetli olsa da bizlere duyurulduğu kadarıyla çok yetersiz hazırlanmış bir metin olmuş (incelemek isterseniz metni aşağıda bulabilirsiniz).

Örneğin çalışan profiline dair şöyle denmiş:

Özel durumu olan çalışanlara, yerel mevzuatlar ve LC Waikiki standartlarına göre uygun koşullar sağlanmalıdır.

Bu kapsamda, genç çalışan, hamile çalışan, emziren çalışan, engelli çalışanların çalışma şartları uygun olmalıdır.

Tüketici gözünden bakınca bu ifadeler, bana elimdeki ürünü üreten kişinin uygun şartlarda çalıştığı konusunda güven vermiyor. Aynı şekilde iş sağlığı ilk yardım kutusu ve ilk yardımcı bulundurulmalıdır denerek bırakılmış. Ek olarak birçok maddede geçen “yerel kanuna uygun olmalıdır” ifadesi yerel kanunun yetersiz olduğu noktada ne olacağı konusunda ürettirici markanın aslında hiçbir sorumluluk almadığı anlamına geliyor. Şunu da eklemek gerekir ki bunlar LC Waikiki’nin tedarikçilerine yönelik kuralları. Markanın kendi çalıştırdığı işçiler için durumun nasıl olduğunu benzeri bir manifesto metninden okuma şansımız yok ne yazık ki. Ancak ben bu sene başında sendikalaşma faaliyetleri yürüttüğü gerekçesiyle işinden olan, ya da onların deyişiyle “işyeri kurallarına uymadığı” gerekçesiyle, işçilere dair bir haber bırakayım. Buyrun.

Son Notlar

Ürün güvenliği ve tüketici sağlığından bahsediliyor ancak üretici/işçi güvenliği vurgusu yapıldığını pek görmüyoruz. Çalışma koşulları, işçi memnuniyeti, ücretler konusunda da pek bir bilgi sunulmuyor marka tarafından. İşçi temsiliyeti, örgütlenme hakkının kullanımı ve sendikalaşma ise yukarıdaki haberlere bakınca çok parlak değil. Şunu belirtmek gerekir ki LC Waikiki adil ticaret yaptığı iddiasında değil, kalite politikası altında adil emek ve yaşam ücreti gibi başlıklar yer almıyor. Bu haliyle değişmekte olan müşteri taleplerine uymaya çalıştıklarını göstermeye çalışır gibiler ama henüz yolun başındalar.

“Sosyal Yardımlar Politikası” olarak paylaştıkları bir başlık daha var ve kendi kelimeleriyle “ihtiyaç sahiplerini giydirmeyi ve onların eğitim hayatlarına katkı sağlamayı ana hedeflerinden biri olarak belirlemişler. Her yıl net karlarının %10’unu sosyal yardımlara ayırmaya karar vermişler ancak bence bu başlık oldukça sorunlu. Öncelikle yardım kavramı yarattığı üst-alt, cömert veren el ve muhtaç haldeki alan gibi ikilikler yaratması yönünden çözümsüzlük getiriyor etik anlamda. Yardım yerine insan hakları temelli bir yaklaşım ve topluma geri bir şeyler vermek üzerine daha geniş düşünmek gerek. Bu bakış açısıyla “yardım edilenlerin” sorunları kendi hataları ya da eksiklikleriyle değil toplumsal sıkıntılar ve belki engellemelerle açıklandığı için “diğerlerine” de savunuculuk sorumluluğu yükler.

Kişisel fikrim 46 ülkede mağazası olan, Bangladeş ve Çin gibi emek konusunda sicili çok temiz olmayan ülkelerde (Türkiye’ye dair söyleyebileceklerimiz sınırlı ne yazık ki) üretim yapan bir markanın gideceği yolun çok daha uzun olduğu.

Sevgiler,

mervitogy

Kaynaklar:

Hak Temellilik İle İlgili

*Marka adı Fransızca “Le Copains” (arkadaşlar) ile Waikiki Plajı’nın birleşmesiyle oluşmuş.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s